Bipolar bozuklukta tedavi başarısı için süreklilik ve uyum önemli

30.03.2026 - Pazartesi 17:08
bipolar bozuklukta tedavi basarisi icin sureklilik ve uyum onemli

Bipolar bozukluğun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydeden İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, doğru tedavi ve düzenli takiple hastaların tam verimli ve anlamlı bir yaşam sürdürebildiğini söyledi. Bipolar tedavisinde dikkat edilmesi gereken 6 kritik nokta olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, tedavinin başarısının büyük ölçüde süreklilik ve uyum ile doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ensari, bu önemli noktaları şöyle sıraladı: “İlaç tedavisine kesintisiz devam edilmeli, uyku düzeni korunmalı, alkol ve madde kullanımından kaçınılmalı, erken uyarı işaretleri tanınmalı, düzenli doktor kontrolü aksatılmamalı ve stres yönetimi ile yaşam düzenine özen gösterilmeli.”
İstanbul Atlas Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hülya Ensari, 30 Mart Dünya Bipolar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Bipolar bozukluğun duygulanımın mani ve depresyon atakları dediğimiz iki uç arasında gidip gelmesiyle karakterize olan, arada tam düzelmeyle giden eski adıyla "manik-depresif hastalık" olarak bilinen bir duygulanım hastalığı olduğunu ifade etti.
Hastalığın iki temel kutbu bulunuyor
Hastalığın iki temel kutbu olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, şunları söyledi:
“Manik dönem, kişide uyku ihtiyacının belirgin azalması, enerjide olağanüstü artış, hızlı ve durdurulamaz konuşma, grandiyöz düşünceler (kendini olağanüstü yetenekli veya güçlü hissetme), dürtüsel ve riskli davranışlar (aşırı harcama, düşünmeden verilen kararlar), dikkat dağınıklığı ve irritabilitenin görüldüğü duygu, düşünce ve davranışlarda artış ile karakterize bir dönemdir. Manik dönemde hasta kendisini dünyanın en güçlü, en zeki insanı gibi hissedebilir, çevresindeki insanlar bu değişimi açıkça fark eder. Ağır manik dönemlerde, gerçeklikle bağdaşmayan inançlar (sanrılar) veya var olmayan şeyleri duyma (varsanılar) şeklinde psikotik belirtiler tabloya eklenebilir. Depresif dönemde ise tablonun tersine döndüğünü ifade eden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Derin çökkünlük, hiçbir şeyden zevk alamama, enerji kaybı, uyku ve iştah bozuklukları, değersizlik ve suçluluk duyguları, konsantrasyon güçlüğü ve ağır durumlarda intihar düşünceleri ortaya çıkabilir.  Bu dönemde de bu kez duygu, düşünce ve davranışlarda yavaşlama ve azalma belirgindir.” 
Hipomani, tanıyı geciktirebiliyor 
Hastalığın iki ana tipi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Bipolar I bozuklukta en az bir tam manik dönem bulunurken, Bipolar II bozuklukta mani yerine daha hafif bir yükselme olan hipomani dönemleri ve tekrarlayan depresyon atakları görülür. Hipomanide kişi enerjik ve üretken hisseder ancak işlevsellikte ciddi bir bozulma olmaz ve psikotik belirtiler bulunmaz. Bu nedenle hipomani çoğu zaman "hastalık" olarak algılanmaz ve tanı gecikir” uyarısında bulundu.
Bipolar 18-25 yaşları arasında başlıyor
Bipolar bozukluğun genellikle genç erişkinlik döneminde, ortalama 18-25 yaşları arasında başladığını belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Hastalık, kadın ve erkeklerde yaklaşık eşit sıklıkta görülür. Ancak kadınlarda depresif dönemler daha ağırlıklıyken, erkeklerde manik dönemler daha belirgin olma eğilimindedir. Kadınlarda doğum sonrası dönem özellikle depresyon için riskli bir zaman dilimidir” dedi.
Çevresel etkiler hastalığın tetiklenmesinde etkili olabiliyor
Bipolar bozukluğun güçlü bir genetik yatkınlık taşıdığını kaydeden Prof. Dr. Hülya Ensari, “Birinci derece akrabalarında bipolar bozukluk olan bireylerde hastalık riski genel popülasyona göre 8-10 kat artmaktadır. Ancak genetik yatkınlık tek başına yeterli değildir; stresli yaşam olayları, uyku düzensizlikleri ve madde kullanımı gibi çevresel etkenler hastalığın tetiklenmesinde önemli rol oynar. Bipolar Bozukluğun etiyolojisinin çok sayıda genetik, nörokimyasal ve çevresel faktör arasındaki etkileşimi içerdiğine inanılmaktadır. İlk belirtilerden doğru tanıya ulaşma süresi ne yazık ki ortalama 5-10 yıl gibi uzun bir süreyi kapsamaktadır” diye konuştu.
Doğru ve düzenli tedavi ile üretken bir yaşam sürdürülebilir
Bipolar bozukluğun kesinlikle tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, “Doğru ve düzenli tedavi ile hastalar son derece üretken ve tatmin edici bir yaşam sürdürebilir. 30 Mart Dünya Bipolar Günü'nün, bipolar bozuklukla yaşamış olan ünlü besteci Vincent Van Gogh'un doğum gününe denk gelmesi tesadüf değildir; tarih boyunca pek çok sanatçı, bilim insanı ve lider bu hastalıkla birlikte olağanüstü başarılara imza atmıştır.
İlaç tedavisi ve psikoterapi uygulanıyor
Tedavinin iki temel ayağını ilaç tedavisi ve psikoterapinin oluşturduğunu  söyleyen Prof. Dr. Hülya Ensari, şu bilgileri verdi:
Farmakoterapi (İlaç Tedavisi): Tedavinin temel taşı duygudurum dengeleyicilerdir. Lityum, bipolar bozukluk tedavisinde altın standart olmaya devam etmektedir. Lityumun yanı sıra valproat, karbamazepin ve lamotrigin gibi antiepileptik ilaçlar da duygudurum dengeleyicisi olarak kullanılmaktadır. Atipik antipsikotikler (ketiapin, olanzapin, risperidon ,aripiprazol vb) özellikle akut manik dönemlerde ve idame tedavide kullanılır.
Psikoterapi: İlaç tedavisinin yanı sıra psikoterapi tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır.  Bilişsel davranışçı terapi ile hasta erken uyarı işaretlerini tanımayı, düşünce kalıplarını fark etmeyi ve başa çıkma becerilerini geliştirmeyi öğrenir. Kişilerarası ve sosyal ritim terapisi uyku-uyanma döngüsü ve günlük rutinlerin düzenlenmesine odaklanır; çünkü ritim bozulmaları atakları tetikleyebilir. Psikoeğitim ise hem hastanın hem ailesinin hastalığı anlamasını, tedavi uyumunu artırmayı ve nüksü önlemeyi hedefler.  Aile eğitimi, özellikle çok önemli olup; ailede hastalığın anlaşılmaması hem hastanın hem ailenin yaşam kalitesini olumsuz etkiler.”
TRSM’lerden destek alınabiliyor
Prof. Dr. Hülya Ensari, bugün artık Türkiye’de hemen hemen her ilde mevcut Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerinde (TRSM) bipolar bozukluk tanısı bulunan bireylerin kendi ikamet adreslerine en yakın bulunan TRSM’den hizmet alabildiğini söyledi. Prof. Dr. Hülya Ensari, “Burada psikiyatrist liderliğinde psikolog, sosyal çalışmacı, psikiyatri hemşiresi,ergoterapist, iş uğraşı terapisti, diyetisyen gibi multidisipliner ekip eşliğinde bipolar tanısı alan bireylerin bireysel bakım planları doğrultusunda psikolojik, tıbbi, sosyal, ekonomik, barınma ve iş alanlarındaki ihtiyaçları tespit edilmektedir. Bireye özgü düzenli takip, tedavi ve rehabilitasyon süreçleri takip edilmekte, gerektiğinde gezici ekip ev ziyaretleri ve kurumlararası iş birliği ile bipolar bozukluk tanısı alan bireylerin mevcut ihtiyaçları giderilerek ve güçlendirilerek toplumla bütünleşmeleri sağlanmaktadır” diye konuştu.
Bipolar tedavisinde dikkat edilmesi gereken kritik noktalar
Bipolar bozuklukta tedavinin başarısının büyük ölçüde süreklilik ve uyum ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Hülya Ensari, tedavide dikkat edilmesi gereken kritik noktaları şöyle sıraladı:
İlaç tedavisine kesintisiz devam: Bipolar bozuklukta en sık karşılaşılan ve en tehlikeli sorun, hastanın kendini iyi hissettiği dönemlerde ilaçlarını bırakmasıdır. İlaç kesildiğinde nüks riski çok yüksektir ve her yeni atak hastalığın kronikleşmesine katkıda bulunur.
Uyku düzeninin korunması: Uyku düzensizliği hem manik hem depresif atakların en güçlü tetikleyicilerinden biridir. Düzenli uyku-uyanma saatleri, uyku hijyeni kurallarına uyum ve uyku değişikliklerinin erken fark edilmesi tedavinin kritik bileşenleridir.
Alkol ve madde kullanımından kaçınma: Alkol ve madde kullanımı, bipolar bozuklukta hem atakların tetiklenmesine hem de tedavi yanıtının belirgin ölçüde azalmasına neden olur. Özellikle alkol, depresif dönemleri derinleştirir; uyarıcı maddeler ise manik ataklara zemin hazırlar.
Erken uyarı işaretlerinin tanınması: Her hastanın kendine özgü nüks habercileri vardır. Uyku ihtiyacının azalması, harcamalarda artış, konuşma hızında değişim veya sosyal geri çekilme gibi belirtiler hastanın ve ailesinin birlikte tanıması gereken bireysel uyarı işaretleridir. Bu işaretlerin erken fark edilmesi ile atak önlenebilir veya hafif atlatılabilir.
Düzenli hekim kontrolü: Lityum, valproik asit gibi duygudurum dengeleyicileri düzenli kan düzeyi takibi, tiroid ve böbrek fonksiyon testlerinin takibini gerektirir. Tedavi izlemi kesintisiz sürdürülmelidir.
Stres yönetimi ve yaşam düzeni: Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sosyal destek ağının güçlendirilmesi ve stres yönetimi teknikleri tedavinin destekleyici bileşenleridir.
Duygudurum değişikliği belirtilerini fark ettiğinizde uzmana başvurun
Prof. Dr. Hülya Ensari, sözlerini şöyle tamamladı: “Son olarak, 30 Mart Dünya Bipolar Günü vesilesiyle şunu vurgulamak gerekir ki, bipolar bozukluk tedavi edilebilir bir hastalıktır. Doğru tedavi ve düzenli takiple hastalar tam verimli ve anlamlı bir yaşam sürdürebilir. Hastalığa ilişkin toplumsal damgalanmanın azaltılması, erken tanının teşvik edilmesi ve tedaviye erişimin kolaylaştırılması hepimizin ortak sorumluluğudur. Ruh sağlığı herkesin meselesidir. Ruh sağlığı olmadan sağlıktan söz edilemez. Lütfen yukarda söz ettiğimiz depresyon veya manik atak gibi duygudurum değişikliği belirtilerini yaşadığınızı fark ettiğinizde erkenden ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanına başvurunuz.”

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı